On yıldır sürdürdüğümüz tanınma davasında Viyana Yüksek İdari Mahkemesince hayal kırıklığına uğratıldık!

Değerli Canlar,

2007 yılından itibaren inanç toplumu olarak tanınma başvurularımızı başlatmış ve Avusturya Din İşleri Dairesi ile yapmış olduğumuz istişareler sonucunda nihayet 2009 yılında başvurumuzu resmileşmiştirdik.

Nevarki, Avusturya Din İşleri Dairesi içimizde farklı odak noktalarınca desteklenen bir grup ile işbirliği yaparak “İslam-Alevi İnanç Toplumu” (İAGÖ/ALEVİ) diye bir tanımlamayı türetti. İAGÖ 2010 yılında Avusturya devleti tarafından tanındı, 2013 yılında inanç toplumu olarak resmi statü kazandı ve 2015 yılında değiştirilen Avusturya İslam Kanunun’dan sonra ALEVİ ismini aldı. Sonuç itibariyle devlet kendi bakış açısından itibaren, Alevileri Avusturya İslam Yasası bünyesinde eritmeye çalıştığında ve devletin bütün “islam” gördüğü ve saydığı grupları bir kefeye koyduğunda, bizlerin durduğu yerden itibaren uzun vadede Aleviliğin tasfiye operasyonun startı da verilmişti.  

2009 yılından itibaren Avusturya İslam Yasası ile sıkıştırılan Avusturyalı Aleviler, 2013 ve özellikle 2015 yılından itibaren İslam-Alevi İnanç Toplumu’nun tüzüğü ve onun varlığı ile çıkmaz sokaklara itiliyorduk. En başından itibaren bugün İslam-Alevileri olarak tanınan ve bizim aslında Viyana şubesinin üyeleri olan yöneticiler ile hazırladığımız tüzük bugünün İslam-Alevi İnanç Toplumu yöneticilerince başlığına “İslam” tanımı eklenerek içeriye verildiği için, Avusturya-ABF Avusturya olarak, bizler tüzüğümüzü (2009) değiştirmek zorunda bırakıldık (2015). Avusturya Din İşleri Dairesi Avusturya’da yaşayan bütün Alevileri, yani bizleri, Avusturya İslam Yasası bünyesinde tanınmış olan bu İslam-Alevilerinin kurumsal güdümüne sokmak konusundaki ısrarlı tutumunda devam ediyor.

Bizler, daha önceki canlarımızın on yıllık mücadelesini sürdürme görevini üstlendik ve Avusturya-ABF yeni yönetim kurulu olarak (son genelkurul 27.10.2019) yaptığımız yoğun talepler sonucunda Viyana İdari Mahkemesinde ilk sözlü duruşma hakkımızı kazandık. Bu sözlü duruşma 28 Aralık 2018’de gerçekleşti. Akabinde iki duruşma daha gerçekleşti (04.01.2019 ve 24.01.2019, son duruşma tarihi aslında 25.01.2019 olacaktı ki, bu tarihte keyfi bir biçimde bir gün öncesine alındı). Ancak mahkemede İslam-Alevileri’nin 2016 yeniden bir tüzük değiştirdiklerini ve bu tüzüğün yine Federasyon’un 2015 yılında hazırlamış olduğu tüzük ile yüzde 99 benzeştiğini öğrenebildik. Bu bağlamda, Avusturya yasalarınca son duruşma tarihine kadar, bizler yine İslam-Alevileri’nin bu tüzüğüne karşın farklılıklarımızı belirtmek zorunda kalarak, mahkemeye ek belgeleri sunma hakkımızı kullandık. Fakat son kararla birlikte 30.01.2019 tarihinde öğrendik ki, Viyana İdari Mahkemesi içeriye sunduğumuz bu belgeleri tamamıyla yok saymış. Yine, 28 Aralık’tan itibaren yapılan sözlü duruşmalarda yapmış olduğumuz savunmalar dikkate alınmamış. Mahkeme alenen, 2015 yılı tüzüğüne göre bir değerlendirme yapmış. Sonuç itibariyle mahkemenin kararı bizim alehimize oldu.

Bizler Viyana İdari Mahkemesinin bu kararını usulsüz bulmakla birlikte, bunun siyasi bir tutum olduğunu ve herşeyden önce insan hakları ihlali olduğunu konusunda hemfikiriz! Böyle bir kararı beklemekle de birlikte, Avusturya kamuoyuna ve dünya Alevi toplumlarına da bildirmek istiyoruz ki, bizler mahkemenin bu yanlı tavrını Avusturya İnsan Hakları mahkemesine şikayet edeceğiz. Girişimlerimizin Avrupa İnsan Haklarına kadar yolu var!

Bizi bu yolda yalnız bırakmayan siz değerli Canlarımızı daha iyi haberler vermek umuduyla, bizlerle daima dayanışma içinde olduğunuz için sonsuz şükranlarımızı sunarkan, davamıza sahip çıkma noktasında, yılmadan ve kararlılıkla devam etmeye çağrıda bulunuyoruz!

Avusturya-ABF-YK adına,

Zeynep Arslan

30.01.2019

 

Fotocredit: virgül.at