…“iki tutam saç“ belgeselinde tanıdık onu. Hardo Dewres’in bağrından kopartılarak ‘Türkleştirilmek‘ üzere Türk Subaylarına verilen bu koca yürekli kadını. O, yaşadıklarını başka türlü anlatıyordu. Okul eğitiminden uzak olan bu kadının kullandığı dil ve hissettiklerini yansıtması onun, yaşamı anlayarak ve içselleştirerek yaşadığını ve bir ömre neleri sığdırdığını gösterdi bize.

Huriye Aslan, Dersim ’38in bir tanığıydı. Onunla ve diğer Dersimin Kızlarıyla birlikte Dersim ’38 farklı bir boyut kazandı gözlerimizde. Yıllarca susmaya mahkum edilmiş bu kadın hiçbir şeyi unutmamış ve bizlere aktarmakla büyük bir misyonu da sırtlamıştır. İçinde bulunduğumuz fakat anlamlandıramadığımız duygu hallerimize tercüman olmuş ve onların sebeplerini fark etmemize katkı sunmuştur. Onun sayesinde kendi benliğimizin ve aidiyetimizin daha da farkına vardık. Bugün durduğumuz ve baktığımız yerin altyapısını anladık.

Dersimin bu kızı bize bir kapı araladı. Karanlık bir zamanın en derinlerinden gelen fakat bir o kadar da güçlü ve kararlı olan bu sesin sahibi Huriye Aslan’dı.

“Ben 8, 9 yaşındaydım. Annemi babamı görmemişim. Amcamın yanında kalıyordum. […] Amcama ‘Baba‘ diyordum […] İnsanları bir ormana koydular.

Herkes kaçtı, ben kaçamadım. Beni yakaladılar. […] Elazığ’a götürdüler. […] saçımı kestiler.“

derken, saçlarının kesilmesinden sonra sızının bugüne dek içinde kalmış olduğunu anladık. Köyünden, ailesinden alıkoyulmuş, Türk askerlerinin içinde bulmuş kendini. Kara Vagon’da ‘batıya‘, Samsun’a gönderilmiş önce. Bu yolculuğun onda bıraktığı etkileri, konuştuğu vakit boğazında düğümlenen kelimelerden anladık. Yaşadıklarına hala inanamazmış gibi ve belkide anlattıklarına kimsenin inanmayacağı duygusuyla kimi zaman şaşkın ifadelerle döküldü sözcükler dilinden. Bir Türk ailesine verilip, orada bir ‘Besleme‘ gibi yaşamak zorunda bırakılan Dersimin Kızı üç gün oruç tutup ‘Xızır, Xızır! Ya beni öldür, ya kurtar!“ diye dualar etmiş. En çokta burada tutamadı gözyaşlarını anlatırken geçmişten günümüze uzanıp gelen bu acıyı. Ama “o topraktı ve dayandı“.

Huriye Aslan belki de biraz daha şanslı olan Dersim Kızlarındandı. Akrabaları onu yıllar sonra bulmuşlar. “Ben kendi milletimi istiyorum“ diyen bu kadın, yine kendi kültüründen bir insanla izdıvaç yapmış. “Samanın üzerinde yatıyorduk, ama mutluyduk“ diyen derin izleri yüzündeki çizgilerde taşıyan bu kadın, Şükrü Aslan gibi Dersim’in değerlerine sahip çıkan ve çalışmalarıyla geçmişten geleceğe ayna tutan bu değerimizinde, annesidir.

Annenin yeri her yaşta aynıdır ve unutulmaz. Anne gittiği zaman yetim kalır insan her yaşta. Sığınacak bir liman kalmamıştır artık, bir kez daha büyümüştür insan…

Şükrü Aslan hocamıza sabırlar diliyoruz. Yakınlarına başsağlığı. Ve Dersim halkı bir kızını daha kaybetti.

Ne mutlu onu bize kavuşturmuş “iki tutam saç“ projesinin ekibine ve hepimizin yüreklerinde iz bırakmış Huriye Aslan’ı hiçbirimizin unutmamasına sebep olmuş Canlara…

zeynemarslan.

24.06.2019