Av. Cafer Koluman ile Diyarbakır’da Türkmen Alevileri Üzerine Söyleşi | 2015 Arşiv Kaydı

Bu çekim 2015 yılına ait. Dönemin PSAKD Diyarbakır Başkanı Sn. Av. Cafer Koluman’la tesadüfen karşılaşmamız üzerine, herhangi bir ön hazırlık olmaksızın ayaküstü gerçekleştirdiğimiz bir söyleşinin kaydıdır.

Söyleşinin, aradan geçen zamana rağmen kayda değer bilgi ve değerlendirmeler içerdiğini düşündüğümüz için ilgili ve meraklı izleyicilerin erişimine sunmaya karar verdik. Uzun süre kayıp olan video kaydını yeniden bulduktan sonra, mevcut teknik imkânlar ölçüsünde görüntü ve ses düzenlemelerini yaparak açık erişime hazırladık.

Kaydın eski olması ve söyleşinin spontane koşullarda gerçekleştirilmesi nedeniyle özellikle ses kalitesinde yer yer düşüşler bulunmaktadır. Bu nedenle videoyu izlerken YouTube’un Türkçe altyazı seçeneğini etkinleştirmenizi öneririz.

PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Cafer Koluman: Diyarbakır’da, 3000 civarında yerli Alevi, yani Türkmen Alevisi yaşar. Bin küsur civarında ise Kürt ve Zaza Alevisi var. İkinci gruptakiler, ağırlıklı olarak Diyarbakır’da yerleşik Dersimliler’dir. PSAKD Diyarbakır Şubesi, 2000 yılında kuruldu. Diyarbakır Cemevi’ni, Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle beş buçuk ay gibi kısa bir süre içinde halkla buluşturduk.

ZEYNEP ARSLAN

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi, 2000 yılında faaliyetlerine başladı. Bir süre önce, PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Cafer Koluman’la bir söyleşi yapma şansı bulmuştum. Koluman, bu görevde dokuz yılını geride bırakmıştı. Meslek olarakserbest avukatlık yapan Koluman, aynı zamanda Diyarbakır Cemevi Yönetim Kurulu’nun da başkanı. Hatırlanacağı üzere Diyarbakır Cemevi, 2011 yılında ve Osman Baydemir’in Belediye Başkanlığı döneminde hizmete açılmıştı. Başkan Koluman’la yaptığımız görüşme oldukça önemli bilgiler içeriyordu. Hayli gecikmiş de olsa, bu pencereden paylaşmak anlamlı olacaktı.

Diyarbakır’da yaşayan Alevi nüfusla ilgili somut bilgiler edinmemiz mümkün mü?

Koluman: Diyarbakır’da, 3000 civarında yerli Alevi, yani Türkmen Alevisi yaşamakta. Ben de buna dahilim. Bin küsur civarında ise Kürt ve Zaza Alevisi var. İkinci gruptakiler, ağırlıklı olarak Diyarbakır’da yerleşik Dersimliler’dir. Öte yandan, yaşamlarını Diyarbakır’da idame ettiren Adıyamanlı, Malatyalı ve Maraşlı Aleviler de bulunur. Diyarbakır Cemevi’nin Yönetim Kurulu, ağırlıklı olarak Dersim ve Diyarbakır Alevilerinden oluşuyor.

Diyarbakır’da 2011 yılında bir cemevi açılması, aslında beklenmedik bir gelişme oldu. Bu konuya ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Koluman: Bu, 2000 yılında kuruluşundan beriPSAKD Diyarbakır Şubesi’nin dillendirilegelen bir talebiydi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle beş buçuk ay gibi kısa bir süre içinde, cemevini halkla buluşturduk. Cemevi, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne bağlı olarak hizmet vermektedir. Biz, bir kompleks halindeki bu mekânı, iki buçuk yıldır fiilen kullanıyoruz. Cemevleri Türkiye’de henüz yasal statüye kavuşmadığı için, Büyükşehir Belediyesi ile imzaladığımız protokol bu kompleks on yıllığına tarafımıza tahsis edildi. Bizim asıl hedefimiz, mümkün olan en kısa sürede yasal engelleri gidererek, bu mekânın mülküyetiyle tamamen tarafımıza verilmesidir. Şayet bu gerçekleşemezse, Cemevi Yönetim Kurulu mevcut on yıllık sürenin Büyükşehir Belediyesi tarafından uzatılmasını talep edecektir.

Peki, Diyarbakır’da ki Aleviler ne kadar sahip çıkıyor ve buna bağlı olarak, derneğiniz ile cemevine ilgileri ne durumda?

Koluman: Hep şöyle bilinir: “Aleviler = CHP!” Ki bu algı hâlâ yıkılabilmiş değil. 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar, Diyarbakır’da yedi tane Alevi köyü vardı. Bunların ikisi Diyarbakır merkez ilçeye, dördü Bismil’e ve biri de Çınar ilçesine bağlıydı. Altı Alevi köyünden sadece bir tanesi kaldı bugüne: Bismil’e bağlı “Türkmanacı” köyü! Benim de mensup olduğum köydür bu. Arazisi oldukça geniş, bin küsür civarında bir nüfusa sahip, Bismil‘in en kalabalık köylerindendir. Buralarda, tamamı Alevi olan tek köydür. Bunları anlatırken gelmek istediğim nokta şu: “Bütün Sünnîler Kürt, bütün Kürtler Sünnî” şeklinde bir bakış açımız vardı eskiden. Dersim‘e gittiğiniz zaman ise, başka bir yanıltıcı algıyla karşılaşıyorsunuz: “Bütün Türkler Sünnî, bütün Sünnîler Türk!” Bu yanıltıcı kalıplardan dolayı, taraflar arasında bir öfke ve tepki vardı. Bu durumu, yaşanan katliamlar, yapılan baskıcı uygulamalar dayatmıştı bize. Yine bu dayatma, bizi siyasi bir tercihe de zorluyor, bir sistem partisi olan CHP‘den yana tavır konuyordu. İki hafta önce yapılan yerel secimlere baktığınız zaman, bugün şöyle bir değişimle karşı karşıya kalıyorsunuz: Bizim köyden, ilk kez farklı bir parti, yani BDP birinci parti olarak çıkıyor. Kısacası, bir değişim var. Sistem, yıllarca Kürtler’le Aleviler’i karşı karşıya getirme çabası içinde oldu. Ancak günümüzün pratiği, artık başka gerçek ve seçenekler koyuyor ortaya.

Diyarbakır’da böyle bir cemevinin hizmete açılmasında, BDP‘nin bir etkisi oldu mu?

Koluman: Hem BDP‘nin cemevinin hizmete açılmasında, hem de cemevinin açılışının BDP‘nin çalışmalarına olumlu ve önemli bir etkisi oldu. Bugün böyle bir cemevinin Diyarbakır’da hizmette olmasının, siyaset alanında Aleviler’e karşı bir bakış açısı değişikliği yarattığına tanıklık ediyoruz. Bakın, Alevi toplumu olarak biz burada bir şiddete, bir baskıya ve herhangi bir katliama maruz kalmadık. Buradaki halklarla birlikte ve kendi kimliğimizi koruyarak iç içe yaşadık. Burada hâlâ Kürtçe bilmeyen insanlar var. Mesela ben Türkmenim ve Kürtçe bilmiyorum. Bu bile buradaki kültürel zenginliğin bir ifadesidir ve kanıtıdır.Bunu şu anlamda söylüyorum: Başka bir toplumda olsaydık, mutlaka orada egemen olan dine ve dile zorlanırdık. Ama burada öyle bir şey yok. Bizler, kendi dilimizi de Aleviliğimizi de koruyabildik. Üç-beş kelime de Kürtçe biliyorsanız, bu Diyarbakır‘da kültürel zenginliğin ne kadar değerli olduğunun açık bir kanıtıdır.

Cemevinin açılışı, Diyarbakır halkının geneline nasıl yansıdı?

Koluman: Heyecan çok büyüktü. Yurt içi ve yurt dışından, çok sayıda siyasi ve Alevi kurum temsilcisi katıldı açılışa. Buna, Turgut Öker de dahil. Ben, bugüne dek var olan yanlış ve önyargılı algılarda bir kırılma gerçekleştiğini gözlemliyorum. Kürtlere ve verdikleri özgürlük mücadelesine ilişkin, bir takım yargılar vardı. Bu tutumlara, bizim Alevi örgütlerinde de rastlanırdı. Bu anlamda, burada cemevi yapılması çok yönlü olumlu gelişmelere vesile oldu.

Diğer Alevi kurumları ile ortak çalışmalarınız var mı?

Koluman: Çok iyi olmasa da zaman zaman görüşüyoruz. Sonuçta biz, Türkiye’de mevcut iki büyük Alevi örgütünden birini temsil ediyoruz. Birincisi, “Alevi Kültür Dernekleri-AKD”dir. Eskiden, “Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı” idi. 2007’de bir isim değişikliğine gittiler. İkincisi, “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Federasyonu-PSAKDF”dur. AKD‘nin 100 civarında şubesi var. PSAKDF’ye bağlı şube derneklerin sayısı ise, 70 civarında. Diyarbakır’da bir şube açıldığında, yani 2000’de 30 civarında bir şube söz konusuydu. Düşünün, Adıyaman’da bizim otuz katımız Alevi yaşıyor, ama kısa bir süre öncesine kadar orada bir şubemiz yoktu. Keza Varto ya da Erzincan’da da. Erzincan’daki şubemiz, daha geçen yıllarda açıldı. Birçok yerde şube yokken Diyarbakır’da açıldı. Bu da Diyarbakır‘ın sosyal ve siyasal yapısı ile ilgili bir şey. PSAKDF’yi, Alevi Hareketi‘nin motor gücü olarak görüyoruz. Ben, on iki yıldır bilfiil içinde çalışıyorum. Çok emeğimiz olduğunu düşünüyorum. Eğer burada bir cemevi varsa, bu, bir emeğin karşılığıdır. Sağ olsun, Diyarbakır’ın siyasi anlayışı da etkin oldu.

Kurum olarak bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

Koluman: Mevcut yönetim kurulunu, Aralık 2013’de yaptığımız olağan genel kurulda belirledik. Dernek yönetim kurulu, aynı zamanda cemevini de idare ediyor. Cemevleri yasal bir statüye kavuşmadığı için, ya bir vakıfa ya da bir derneğe bağlı çalışır Türkiye’de.En temel sorunlarımızdan birisi ekonomik sorundur. Maalesef çok üretemiyoruz. Biz gerçekten de bir şeyleri elde etmek istiyorsak, örgütlü ve bilinçli bir biçimde mücadele etmeyi esas almalıyız. Büyükşehir Belediyesi burayı bize tahsis etmiş olsa da bir takım külfetlerin altından kendi olanaklarımızla kalkmamız gerekiyor.Büyükşehir Belediyesi, su faturası dışında hiçbir şeye karışamıyor. Çalışan iki elemanımız var, elektrik faturası var vs.Üyelerden ve hatta üye olmayanlardan bağış topluyoruz. Konser, kahvaltı, yemek, gece gibi etkinlikler düzenlemeye çalışıyoruz. Ekonomik sorunlarla ne kadar boğuşursak, önümüzü görmekte o kadar zorlanırız.Kimsenin samimiyetinden bir şüphemiz yok. Ancak 400 civarında üyemiz varsa, bunların toplam 30-40 tanesi aktif çalışmalara katılıyor. Alevi toplumu olarak maalesef böyle bir duyarsızlığımız var.

Alevi kadınların kurum içindeki rolünü öğrenmek istiyoruz. Onların ilgisi, onlara ilgi ne kadar? Kadınların aktiviteleri neler?

Koluman: Şunu net biçimde belirtebilirim: Dersimli kadınlarımız daha duyarlı. Dersim biraz daha farklı bir yapıya sahip. Kadına verilen değer daha farklı orada. Bizim 7’si asıl, 7’si yedek olmak üzere, toplam 14 yöneticimiz var. Asıl üyelerin de yedek üyelerin de 4’ü erkek, 3’ü kadın. Yani, 14 yöneticinin 6’sı kadın, 8’i erkek. Bu arada, biz de eşbaşkanlık sistemine geçtik. Eşbaşkanımız bir kadın arkadaşımız oldu, ancak yerel seçimlerde Kayapınar Belediyesi’nde BDP kontenjanından meclis üyesi seçildi. Aktivitelere gelince, derneğimizin “Kadın Kolu” var ama çok aktif değil. Fakat biz, BDP’nin yanı sıra DTK’nın (Demokratik Toplum Kongresi) İnanç ve Haklar Komisyonu‘nun da üyesiyiz. Zaman zaman ortak toplantılarımız oluyor. Bu anlamda kadınlarımızı da katıyoruz. Böyle bir  katılım sağlamaya çalışıyoruz.

Son olarak beklenti, talep ve çağrınızı alabilir miyiz?

Koluman: Mücadele ruhumuzu yükseltelim. Talep etmeden, mücadele etmeden hiçbir şey kendiliğinden gelişmiyor. Diyarbakır, bu anlamda çok mesafe katetti ve bir model niteliğine büründü. Cemevlerinin yasal statüye kavuşmaları için ısrarlı olunmalıdır. Cemevlerinin maddi giderlerinin nasıl karşılanabileceği konusunda çözüm yolları üretilmelidir. Mutlaka kendi kaynaklarımızı geliştirmek zorundayız. Kurumlar ve yerel yönetimlerin de bu davaya ciddi anlamda sahip çıkmaları gerekiyor. Bakınız, Dersim’de farklı bir ilk yaşandı. Cemevi yerel yönetim tarafından “ibadethane” olarak tanındı. Cemevinin  bulunduğu alan “dini tesis” olarak kullanılıyor. Biz de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne dilekçemizi verdik. Talebimiz, cemevimizin “dini tesis alanı” olarak tanınmasıdır. Bu gerçekleşirse, bir bütçe açılması da mümkün olur. Böyle bir maddi olanak, Aleviliği yaşatmak ve geliştirmek için daha fazla enerjimiz ve vaktimizin olacağı anlamına gelir.

Sn. Av. Cafer Koluman’a teşekkürlerimle…

Ähnliche Beiträge

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.